23 Şubat 2013 Cumartesi

antepfıstıklı helva:)

Herkese keyifli haftasonları:)Geçen akşam antep fıstıklı helva yaptım.Daha önce gittiğimiz bir restaurantta yemek sonrası ikram edilen helvayı ilk orada tatmıştım.İrmik helvasını çok severim zaten,antep fıstığı ile birleşince çok daha güzel oldu.

ANTEPFISTIKLI HELVA

  • 1.5 su bardağı irmik
  • Yarım su bardağı toz antepfıstığı
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı su
  • 1 su bardağı + 2 çorba kaşığı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 100 gr tereyağı

Tereyağını ocakta eritip,irmiği ve toz şekeri ekliyoruz.İrmiğin rengi değişene kadar kavuruyoruz.15_20 dk kavurmak yeterli olacaktır,kısık ateşte kavurmaya dikkat edelim ve sürekli karıştıralım..Ayrı bir kapta süt,su,vanilya ve toz antep fıstığı karıştırılır.Kavrulan irmiğe eklenir ve kaynayana kadar karıştırılır.Göbek atmaya başlayınca altı kapatılır ve suyunu iyice çekene kadar ocakta bırakılır.Suyunu çekince ocağın altı kapatılır ve iki yemek kaşığı  toz şeker eklenip karıştırılır.İsteğinize göre tarçın ekleyebilirsiniz servis ederken.Ben kalp şeklindeki kalıp kullandım,ve antep fıstığı ile süsledim.



Afiyet bal şeker olsun :)Sevgilerimle...

22 Şubat 2013 Cuma

sirmione:)

İşte benim aşık olduğum yer:)Orayı gördüğümden beri hayallerimi süsleyen ömrümü orda geçirmek istediğim yegane kasaba:)Ahhh sayısal bir bana çıksa tası tarağı toplar gider orda yaşarım:D
Sirmione;İtalya'nın kuzey bölgesinde bulunan en büyük göl olan Garda'nın etrafındaki irili ufaklı kasabalardan biri.Aslında Garda'nın incisi desem çok daha doğru olur.İtalya'nın en gözde ve sosyetik tatil bölgesi aynı zamanda.Dünyaca ünlü starların yazlıkları bulunuyor bu şirin kasabada.İtalya turlarınında ekstra olarak düzenlenen Sirmione gezisine giderseniz mutlaka katılın.


Kasabaya kale kapısından giriliyor.Ama bu kale bizim bildiğimiz kalelere benzemiyor hiç.İçerisinde bir kasaba kurulmuş.Daracık sokakları,çiçekli evleri,bir birinden renkli dükkanlarıyla cennet gibi bir yer burası.Kalenin iki tane açılıp kapanan kapısı bulunuyor ve yüzyıllar önce savunma amaçlı olarak inşaa edilmiş.Kaleden içeri girer girmez kendinizi ortaçağda gibi hissediyorsunuz.Garda gölü o kadar büyük ki denizi andırıyor resmen.Gölde feribot turları düzenleniyor ve Sirmione'nin güzellliklerine yakından şahit olunuyor.











Gölde birbirinden güzel ördekler ve balıklar var.Oturup saatlerce onları izleyesi geliyor insanın.Beni benden aldı gördüğüm tüm güzellikler.


Sirmione'yi yürüyerek geziyorsunuz isterseniz bisiklette kiralanabilir.Göl kenarında saatlerce yürüyebilirsiniz.Biz temmuz sıcağına aldırmadan  saatlerce dolaştık.Bütün cafeler tıklım tıklım dolu,turist kalabalığı her yerde karşınıza çıkıyor.Cafelerde oturacak yer kalmadığından insanlar pizza dilimleriyle dolaşıyor sokaklarda:)

Sahilde yürürken tanıdık bir yüzle karşılaştık.Batuhan Piatti'yi bilirsiniz,meşhur master chef:)kendisi ailesiyle bu harika yerde yaşıyormuş ve çok ünlü bir restaurantta çalışıyormuş:)Dünya çook küçük ciddende:D

Sirmione'ye giderseniz mutlaka Garda gölündeki feribot turuna katılın.Gözünüz gönlünüz açılsın ooohhh..dünya varmış diyin sizde:)
Gördüğüm güzellikler karşısında aşık oldum ben buraya:)Feribotta yüzüme vuran serinlikle bu yemyeşil doğa ve mavinin birçok tonuyla kendimden geçtim.


Labirent şeklinde olan sokaklar o kadar renkli ve güzelliki başınızı çevirdiğiniz her yer sanat eseri gibi duruyor adeta.Balkonlarında rengarenk çiçekler olan binaları saatlerce izleyebilirsiniz sizde.



Renklerin güzeliklerine bakarmısınız:)Hayran olunmayacak gibi değil...Dükkanların her biri sanat galerisi gibi.Aklınıza gelebilecek her türlü hediyelik eşya bulabilirsiniz Sirmione'nin daracık sokaklarında.
Sirmione'de Santa Maria adında bir kilise bulunuyor ve kilisenin bahçesinde üzerimize düşecekmiş  duran bir kaya parçası var.Kaya parçası deyip geçmeyelim,kaya üç tane tahta ayak üzerinde duruyor.


Üzerinde'' I don't like rollıng stones'' yazıyor.
Ben yeterince konuştum görsellerden ne kadar güzel bir yer olduğunu anlamışsınızdır zaten.

Bu fotoğrafta sevgili kocacımla aklımızdan geçenler neyimiz varsa satıp savalım gelelim buraya yerleşelim:)olsa gerek
İşte benim gelecekte yaşamak istediğim yer sizce nasıl???Anlattığımdan çok daha fazlası var orada emin olabilirsiniz.İtalya'ya yolunuz düşerse mutlaka ama mutlaka uğrayın...Sevgiler

kayseri yağlamada yaparım:)

Bugün çok mutluyum neden mi?Çünkü bugün mutlu cuma:)Herkese musmutlu bir cuma diliyorum.
Lafı fazla uzatmayayım dün akşam yemeği için Kayseri Yağlama yaptım ben:)Geçen haftalarda Kayseri gezisine gitmiştik okumak isterseniz burdan:)alayım sizi,orda yedik yeterince ama canım istedi tekrardan.Eee canım yağlama istedi diye kalkıp Kayserilere gidecek halimiz de yok:)Ben de kendi yağlamamı kendim yaparım dedim:)Hem de Kayseridekinden hiç farkı olmadı yaptığımın bayıla bayıla yedik.Yağlamanın lavaş kısmını ben yapmadım ama marketten aldığım tortilla ekmeğini kullandım.Eğer vaktiniz varsa mayalı bir hamur hazırlayıp yapabilirsiniz.Bana kalırsa ugrasmanıza gerek yok tortilla ekmeğiyle süper oluyor:)Ben dün işten eve gittiğimde yaptım son derece pratik ve lezzetli bir yemek çalışan bayanlar rahatlıkla yapabilirler,15 dk gibi bir sürede şipşak pişiyor.Bitanecik kocacım çok sever yağlamayı ona sürpriz yaptım bende:D

KAYSERİ YAĞLAMA
  • 125 gr kuzu kıyma
  • 1 küçük soğan
  • 1 küçük domates
  • 1 yemek kaşığı domates salçası,1 yemek kaşığı biber salçası
  • Karabiber,Tuz,Pul biber
  • Tortilla ekmeği 4 adet
  • 1 kase yoğurt
  • 1 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı tereyağı

Öncelikle iç harcı hazırlıyoruz.ben kuzu kıyma kullandım,dana kıyma kullanmanızı tavsiye etmem,adından da anlaşılacağı üzere yağlama sonuçta.Dana kıyma yağsız olacağından çok lezzetli olmayacaktır.Soğanı küçük küçük doğruyoruz ve pembeleşene kadar sıvıyağda pişiriyoruz.Kıymayıda ekleyip pişirmeye devam ediyoruz.Dometesi de küçük küçük doğrayıp ekliyoruz.Kıyma sulanmaya başladığında salçayı ekleyip baharatlarınıda atıyoruz.Pişmeye yakın tereyağınıda katıyoruz bu kadar:)İç harcımız hazır işte. İki kişi  için 
4 adet tortilla ekmeği yeterli olur..Tortilla ekmeğini teflon tavada ısıtıyoruz.Isınan tortilla ekmeğinin üzerine iç harçtan yayıyoruz ve ikinci  tortilla ekmeğini ısıtıp üstüne koyuyoruz..Bütün ekmeklere aynı işlemi uygulayıp dört kat haline gelen yağlamayı dörde bölüyoruz,üçgen parçaçıklar haline geliyor.Sarımsaklı yoğurduda hazırlıyoruz.Yağlamayı rulo haline getirip yoğurda bandırıp afiyetle yiyoruz.
Ben beş kat tortilla kullandım o yüzden iç harç az geldi,dört kat için verdiğim ölçüler gayet iyi olur.Yanınada  roka salatası yaptım ve bahçemizde yetiştirdiğimiz turpla servis ettim.


Rokalarıda eczanemin bahçesinde yetiştiriyoruz.Tazecik roka biraz sarımsak, üzerinede nar ekşisi mis gibi oldu:)
Bunlar benim minyatür turplarım:)O kadar şekerlerki yemeye kıyamıyoruz desem yeridir.İnsanın kendi emeğiyle yetiştirdiği meyveyi sebzeyi yemesinin keyfi çok başka ciddende:)
Biz çok güzel bir akşam yemeği yedik ,yağlamayı bilenler beni anlayacaktır:)Daha önce yememiş olanlar mutlaka deneyin enfes bir tadı var.
Herkese en sevdikleriyle geçireceği musmutlu bir cuma diliyorum:)Sevgilerle...

glitter-graphics.com

21 Şubat 2013 Perşembe

venedik:)

Venedik:)Ben bu şehre hayran kaldım ama yaaa...tekrar gitmek istiyorum hemde:)Biz İtalya turumuzu yapalı biraz oldu aslında ama o zaman blogum yoktu gezi yorumlarımı paylaşmazsam içimde kalır:)İçimde kalacağına paylaşayım gitsin dimi ama:)Belki tatile gitmek isteyenler vardır ve fikir olur onlara Venedik'ten başlayarak tüm İtalya gezimizi yazacağım...İtalya benim için gerçekten özel bir ülke,nedendir bilmem ama tekrar tekrar gitme isteği duyuyorum:)Lafı çok uzattım galiba bizim İtalya gezimizin ilk durağı Venedik'ti.Uzun bir uçak yolculuğu sonrası; uzun olmasının nedeni Adana'dan İstanbul'a ordan İtalya'ya ulaşmıştık ve temmuz sıcağında gitme güzelliğini göstermişiz ki hiç sormayın halimizi:( Şurdan söylüyorum yazın sıcağında İtalya'ya sakın gitmeyin zira bizim gibi 40 derece sıcakta İtalya sokaklarını arşınlamak durumunda kalmayın.
Venedik içerisinde kara taşımacılığı olmayan birbirine bağlı kanallardan oluşan büyüleyici bir şehir.Venedik'te yolunuzu kaybetmemeniz içten değil daracık daracık sokaklar,kanalllar köprüler insanı kendinden alıyor.Venedik'te kara taşımacılığı yok vapurettolarla yada yürüyerek istediğiniz yerlere gidebiliyorsunuz.Venedik'te ilk ziyaret edilecek yer San Marco Meydanı'dır.Genişçe olan bu meydanın etrafında lüks cafe ve restaurantlar,alışveriş yapacağınız dükkanlar bulunuyor.Kalabalık bir grupla gidiliyorsa buluşma yeri kesinlikle San Marco Meydanı olacaktır.Meydan güvercinleriyle ünlü burdaki güvercinler o kadar insanlara alışmışki elinizde yiyecek varsa çekinmeden alıyorlar.Her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği Venedik kanallar üzerine kazıklar çakılarak kurulmuş ve her sene deniz seviyesindeki yükselme ile sular altında kalıyor.
Venedik tam tamına 118 adacık üzerine kurulmuş olup 170 kanal ve 400 kadar köprüye sahip gondollar şehri adeta.Venedik'e gidilirde gondola binilmez mi hiç:)Eğer ben gondola sevgilimle binip romantizm yapacağım diyorsanız fiyat biraz pahalı gelebilir:)100 euro kadar vermeniz gerekiyor,siz en iyisi kalabalık bir grupla binin gondol sürücüsüylede güzel bir pazarlık yapın yarım saat sizi o kanaldan bu kanala gezdirsin:)Bazen o kadar dar ve alçak köprülerin altından geçiliyor ki kafanızı eğmeniz gerekebiliyor.Biraz ısrar ederseniz birkaç euro daha verirseniz gondol süren Dalton kıyafetli abilerimiz size şarkı bile söylüyorlar aklınızda bulunsun:)
Meşhur Rialto köprüsü büyük kanalın iki yakasını birleştiren köprülerden birisi.Civarında yiyecek içeçek satan dükkanlar,hediyelik eşya dükkanları,cam-seramik işi yapan dükkanlar ve ünlü markaların dükkanları bulunuyor.Venedik'te alınacak en güzel hediye maskeler olacaktır.Renk renk çeşit çeşit maskeler satılıyor birçok dükkanda.Maskeler için karnaval bile düzenleniyor.Önceden sokak sanatçıları utandıklarından maske takarlarmış,ama bazı insanlar maske ardına gizlenip sapkın eğlenceler ve cinayetler işlemeye başlamışlar bunu kullanarak malesef:(Başka bir duyuma görede veba salgını nedeniyle rahip ve rahibeler maske takmaya başlamımışlar buda zaman içinde değişerek sanat için maske takmaya dönüşmüş ve festivaller düzenlenmiş.Maske satan yerlerde maskeyi almadan fotoğraf bile çekilemiyorsunuz söyleyeyim.

Mutlaka görmeniz gereken diğer yapılar ise zengin süslemesiyle San Marco Bazilikası,Dükler Sarayı ve hapishane olacak.


Etraf o kadar kalabalık ki turist kalabalığından İtalyanları göremedim:(Turistlerden bunaldıklarından akşamları çıkıyorlarmış kendileri.Venedikli insanlar giyimleri,saçları ve makyajlarıyla gayet sofistike insanlarmış.Venedik'in sular altındaki evlerinde Dük ve Düşes soyundan gelenler ikamet ederlermiş.Aman zaten o evler bize göre değil ki kokuyor bi defa her taraf:)Bahanemiz olsun dimi ama..Bu arada Venedikteki evlerin metrekareleri milyon dolarlıkmış:)
Gezdiğimiz yerleri baya bi anlattım:)Neler mi yedik?İtalya'da makarna ve pizzanın her çeşidini yersiniz arkadaşlar:)Öğle ve akşam yemeklerinde pizza ve makarnanın farklı kombinasyonları masanızda olur.Ben pizzayıda makarnayıda çook sevdiğim için hiç sıkılmadım:)


Bu Venedik'te yediğimiz ilk pizza:)İlk defa İtalyan pizzası yediğimden midir nedir bayıldım tadına:)Ki biz İtalya sonrası uzunca bir süre pizza yemedik.En iyi pizza nerde yenir yazacağım takipte kalınız:)Sevgiler...


akşam çayı menüsü vol 2:)

Geçen hafta benim pek kıymetli eczacı arkadaşlarım akşam çayına bize geldiler.Yaptığım pastaları instagramda gördüklerinden paylaştığım tüm pastalardan istediler:)Bir gece öncesinden başlayarak hazırlıklarıma başladım.Masamızın genel görünümü böyleydi.Arkadaşlarım kız ağırlıklı olduğundan pembe bir masa hazırlamayı tercih ettim.





Menüme gelince çilekli yaşpasta,buzdolabı böreği,fıstıklı koko,mozaik pasta,cocopopslu pastacık,havuçlu toplar,saçaklı poğaça ve süslü cupcakelerdi.Unutmadan bir de mantı vardı,sağolsun onu da annem gönderdi:)
Masanın önündeki pastayı ben yapmadım:D Sevgili arkadaşlarım getirdi.Aslında yaptıklarımın tek tek fotoğraflarını çekecektim ama unutmuşum telaştan:( 


.
Bu kadar bayan misafire süslü cupcake yapmazsam olmazdı:)Ama bu cupcakeleri kimse yemeye kıyamıyor yaa(: Bir daha çok süslemicem.Biz arkadaşlarımızla çook keyifli bir akşam geçirdik...İnsanın sevdikleriyle vakit geçirmesinden daha güzel ne olabilir ki zaten..Keyifli günler herkese.Sevgiler...

20 Şubat 2013 Çarşamba

lokum kek:)

Haftanın ortası geldi şükür,seviyorum çarşamba günlerini:)İki gün sonra mutlu haftasonu:D
Blogumda tarif vermeyi çok seviyorum ben,arkadaşlarım yaptıklarımı blogunda paylaş diye ısrar ediyorlar,onlarımı kırayım:)Geçen hafta akşam çayına gelen kardeşim ve halam için lokum kek yapmıştım,çok ta beğendiler:)Tarif blogunu severek takip ettiğim Yasemin Hanım'dan,bakmak isterseniz      
burdan

LOKUM KEK:
  • 4 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker(ben az şekerli sevdiğim için 1.25 bardak kullandım)
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 su bardağı süt
  • 3 su bardağı un

Sosu için;
  • 2 su bardağı süt
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • yarım çay bardağı pudra şekeri
Hindistan cevizi,toz antep fıstığı


HAZIRLANIŞI:

Öncelikle fırın 170 dereceye ayarlanır.Yumurta ve toz şeker köpükler oluşana kadar çırpılır.Sıvı yağ ve süt eklenip çırpmaya devam edilir.Ayrı bir tabakta karıştırılan un,kabartma tozu ve vanilya yumurtalı karışıma elenerek eklenir.Bu aşamadan sonra çok karıştırmamaya özen göstermeliyiz.Portakal kabuğu rendelenerek eklenir.Karışım dikdörtgen borcama dökülür ve 30 dk pişirilir.Kürdan testi uygulanır ve pişen kek soğumaya alınır.Bu arada sos hazırlanır.Soğuyan kek kare kare dilimlenip önce sosa daha sonra hindistan cevizine bulanır.İsteğinize göre toz antepfıstığı ile süsleyebilirsiniz.Buzdolabında en az 3-4 saat dinlendirip servis edebilirsiniz.Bu arada çok çabuk bayatlamıyor:)Afiyet olsun...Biz çok beğendik,sizde deneyin pişman olmazsınız:)Sevgiler...

18 Şubat 2013 Pazartesi

fındıklı kek:)

Herkese mutlu haftalar...Pazartesi sendromu yaşamıyorsunuzdur inşallah:)Biz haftasonu bol bol gezdiğimiz için haftaya bomba gibi başladım diyebilirim.Dün kocişle pazar keyfi yaptık evimizde:D
Kahvaltıyı annemlerde yaptıktan sonra,eve dönerken balkonuma renk renk çiçekler aldım:)
Hepsi ayrı ayrı güzel,sağolsun eşim tek tek saksılara yerleştirdi hepsini,çiçekçiklerimin fotoğraflarını ekleyeceğim.
Bende bitanecik kocişe fındıklı kek yaptım:)Teşekkürlerimi sunmak adına...Bizim evde kek hemen hemen her hafta pişiyor zaten,klasik kek hamuru tarifini dilediğim gibi zenginleştiriyorum.

KAKAOLU FINDIKLI KEK
  • 3 yumurta(oda ısısında olmalı)
  • 1 su bardağı toz şeker(200 ml olan bardak kullandım ben)
  • 1 su bardağın sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 2 su bardağı un
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 1 çay bardağı kadar iri dövülmüş fındık
  • 1 paket vanilin
  • 1 paket kabartma tozu

Öncelikle kek yaparken kullandığımız malzemelerin hepsi oda sıcaklığında olursa kekin kabarması çok daha kolay oluyor..Kalıbı margarinle yağlayıp,biraz toz şeker serpiştiriyoruz ve kek hamurunu hazırlayana dek kalıbı buzdolabında bekletiyoruz,bu yöntem sayesinde kek kalıba yapışmıyor:)Bu kalıba yapışmayan kek hazırlamanın püf noktası benden:)Yumurta ve toz şekeri köpükler oluşana kadar çırpıyoruz.Sıvı yağ ve sütüde ekleyip karıştırıyoruz.Un,vanilya ve kabartma tozunu ayrı bir kapta karıştırıp,yumurtalı karışıma eleyerek ekliyoruz.Bu aşamada fazla karıştırmamalıyız ki yumurtalarımız sönmesin.İyice karışan kek hamurunun 
1\3 lük kısmını ayırıyoruz,bu kısmına kakao ve fındık ilave ediyoruz.Kalıba önce sade kek hamurunun yarısını döküyoruz,üzerine kakaolu kek hamurunu gezdirip,kalan sade kek hamurunuda döküp fırına koyuyoruz.30-35 dk arası kek pişiyor.Kürdan testi uyguladığımız keki tamamen soğuyana kadar kalıptan çıkarmaya çalışmıyoruz ki kırılmasın:)


Kek pişerken oluşan kokuya bayılıyorum,hele fırındaki kabaran görüntüsünü görünce nasıl mutlu oluyorum anlatamam:)Bu keki yapıp pişirmem 40 dakikamı aldı,yanına da sıcacık çay yapıp kocacımla keyif yaptık:)
Keki servis ederken süslemezsem olmazdı:)minik çikolata kalplerle tabağımızı süsledim...Afiyetle:)

17 Şubat 2013 Pazar

narlıkuyu;balık cenneti:)

Adana'da haftasonu sıcacık bir hava vardı.Bizde bu güzel havayı fırsat bilerek Narlıkuyu'ya gittik.Narlıkuyu Mersin'e yarım saat kadar uzaklıkta olup,Kızkalesini geçtikten sonra ulaşılan kendine ait bir koyu olan şirin bir belde.Beldeye girdiğinizde'' Balık Cenneti Narlıkuyu'ya hoşgeldiniz''tabelası sizleri karşılıyor.
Koyun kenarları boyunca sıralanmış balık lokantaları bulunuyor.Denizin kenarında ayaklarınız denizin içindeyken enfes balık ziyafeti yapmak için eşsiz mekanlar var.Yaz gelince tekrar gidip bu keyfi yapmak istiyorum,gerçi kendimi zor tuttum ayaklarımı daldırmamak için:)


Biz Apo'nun Yeri'nde balık yemeye karar verdik.Bölgenin en meşhur balıkçısıda orası zaten. Deniz kenarında Levrek ya da Lagos yemek için tercih edilecek en güzel mekan diyebilirim.


Hem deniz kenarında masaları var hem de içeride masaları var.Hava çok güzel olunca dışarda yemeyi tercih ettik.
Balık öncesi yöreye özgü yeşil zeytin,sarımsaklı roka salatası,meşhur kaya koruğu turşusu masamızı süsledi.Balık keyfi kalamarsız olmayacağından tazecik deniz kalamarı ve karideste sipariş ettik.
Yörenin en meşhur tadı kaya koruğu turşusu şüphesiz.Kendiliğinden deniz kıyısında yetişen ve kendine özgü aroması olan farklı bir tat.Balığın yanında tercih edilecek güzel bir eşlikçi aynı zamanda.



Mezelerin hepsi birbirinden güzeldi,yerken damağım çatladı diyebilirim:)Balık olarak Lagos yemeği tercih ettik.Lagos yörenin en meşhur balığı zaten.


Deniz kenarında bu nefis tatları yemek inanılmaz iyi geldi.Bütün haftanın yorgunluğunu attığımı düşünüyorum.Bu arada Narlıkuyu'nun Lokma Tatlısı da meşhur.
Çıtır çıtır lokma tatlısından kaç tane yedim saymadım:)Çok hafif ve lezzetliydi.


İsteğinize göre bu güzel balık ziyafeti sonrası nane likörü eşliğinde Türk Kahvesi içebilirsiniz.Begonvillerle süslenen tabakta ikram edilen kahvenin sunumu çok şık gerçekten.
Gün batımına kadar Narlıkuyu'da keyif yaptık.İlk defa gittiğim Narlıkuyu'yu inanılmaz beğendim.Eğer yolunuz düşerse gidin ve güzel bir balık ziyafeti çekin kendinize,pişman olmazsınız:)
Gün batarken oluşan renk cümbüşünede bayıldım:)Narlıkuyu'dan ayrıldıktan sonra Mersin Forum'a da uğrayıp,biraz alışveriş yapıp,yorgunluk kahveside içip Adana'nın yolları taştan diyip yola düştük:)


Biz keyifli bir haftasonu geçirdik umarım herkes içinde öyledir:),herkese musmutlu bir hafta diliyorum. Sevgiler...